Futbolda Kat Edilen Mesafeler


Herkese merhaba,  Bu yazıda formasyonların kat edilen mesafelerle olan ilişkisi ile ilgili paylaşım yapmayı planlıyordum fakat son yazıdan sonra konuyu derinleştirmeden kaldığım yerden devam etmem gerektiğine karar verdim. Çünkü kat edilen mesafelerle ilgili çok veri var ancak net bilgi eksikliği de bir hayli fazla.  

 

Geçenlerde bir haber platformunda X takımın Y takımdan 2 km daha fazla mesafe kat ettiğiyle ilgili bir haber okudum. Aslında teknik adam değişimlerinin ardından çok fazla denk geldiğimiz haberlerden biriydi. Bu tarz haberlerin insanların ilgisini çektiğini çok iyi biliyoruz. Sonuç olarak haberde toplam mesafede 2 km farktan bahsediliyordu. Oysaki 2 km’yi 10 futbolcuya böldüğümüzde futbolcu başına düşen toplam mesafenin 90 dakikada 200 metre olduğunu görebiliyoruz. Futbolcu başına düşen 200 metre mesafe, anlamlı bir farktan bahsedebileceğimiz mesafe değil ancak konuya uzak olanlar için 2 km fark çok değerli görülebiliyor. Eğer aynı ligde mücadele eden takımlar arasında 10 km gibi bir mesafe farkı varsa işte o haberdeki gibi kıyaslama yapılabilir ancak 2 km fark anlamlı değil ve en önemlisi futbol böyle bir oyun değil.  

 

Kat edilen mesafeleri yok saymak gibi bir ruh hali içerisinde değilim ancak yapılan çalışmalarda futbolun yalnızca %25’inin fiziksel olduğu ortaya koyulmuşken oyunun diğer tamamlayıcılarını yok sayıp daha çok fiziksel boyuta konsantre olmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bu düşünce garipsenebilir ancak literatürü ve son çalışmaları takip eden herkesin bu konuda ortak noktada buluşabileceğini düşünüyorum. Aslında oyunun %75’lik bölümünü temsil eden bireysel beceri ve taktik, fiziksel performanstan daha fazla önem arz ediyor ancak biz fiziksel performansı beceri ve taktiğin önüne koyuyoruz. Oyuncuyu fiziksel olarak optimal seviyelerde hazırlayabiliriz ancak becerisi sınırlı, doğru yere koşamayan ve taktiksel öğretilere hakim bir oyuncuya sahip değilsek o oyuncunun fiziksel olarak hazır olması anlam ifade etmeyebilir. Eğer futbolu geliştirebilirsek kondisyonel özellikleri de eş zamanlı olarak geliştirebiliriz. Öte yandan, bir futbolcu müsabakanın %98’inde topsuz aksiyonlarda bulunuyor, bu yüzden öncelikle fiziksel tamamlayıcılara odaklanılmalı diyebiliriz, aslında kulağa mantıklı geliyor ancak o topsuz aksiyonları futbolcu özellikleri, oyun formasyonları ve taktiksel bileşenler belirliyor. Söylemekte fayda görüyorum kuvvet, dayanıklılık ve diğer fiziksel tamamlayıcılar geliştirilmesi en kolay ve geliştirilmesi en hızlı tamamlayıcılardır ancak taktiksel gelişim zaman alabilir. Eğer takip ediyorsanız, avrupalıların uzun süredir ‘tactical periodisation’ felsefesi üzerinde antrenmanlarını dizayn ettiğini görebilirsiniz. Amaç futbolu geliştirerek kondisyonel tamamlayıcıları da geliştirmek. Gözümüzün önüne maç haftalarını getirelim, süremiz çok kısıtlı ve en kısa zamanda optimalın yakalanması gerekiyor bu yüzden tüm parçaları bir plan üzerinde birleştirmek için ‘tactical periodisation’ ile ilgili yayınların sayısı bir hayli artmış durumda. Geçenlerde sık maç periyoduyla ilgili 2030 yılında bir takımın 70 maç oynayabileceğine dair bir araştırmaya denk geldim. Yılda 70 maç oynayan bir takım haftanın hangi gününde fiziksel antrenmana zaman ayırabilir ki? Bu yüzden öncelik olarak futbolun geliştirilmesine odaklanılmalı, kondisyonel tamamlayıcılar otomatikmen gelişecektir. 


İlerleyelim, 

Günümüzde müsabakalarda kat edilen mesafelerle ilgili yapılan çalışmaların sayısı artmakta ve bunlardan birinde video ölçekli takip ile GPS ünitelerinin yardımıyla yapılan takipler arasında anlamlı farklılıklar çıktığını 2018 yılında Macaristan’da yapılan Sportdata and Performance Forum 2018 etkinliğinden biliyoruz. Ayrıca Türkiye’de çalıştığım dönemlerden akademik bir çalışma olmasa da benzer bir örnekten bahsedersem, bir müsabakamızı takip eden video ölçekli ölçüm yapan iki firmanın iki farklı veriyi bizlere sunduğunu hatırlıyorum. Aynı maç fakat iki farklı veri mevcut, nasıl oluyor diyebiliriz. GPS üniteleriyle de ölçüm yapılabilseydi büyük ihtimalle 3 farklı veriye sahip olacaktık. Yine de video ölçekli ya da gps üniteleri yardımıyla yapılan kat edilen mesafe ölçümlerinin zihnimizde küçük pencereler açması sebebiyle faydalı olduğunu düşünüyorum. Müsabakalardan elde edilen verilere asla negatif değilim örneğin kıyaslama yapmadan, kas hasarını belirleyen yüksek şiddetli acceleration, deceleration, yüksek hız koşular ve peak periyotlara fazlasıyla odaklanıyorum çünkü oyuncunun yorgunluğunu ve müsabakadaki iş yükü yoğunluğunu bu parametreler bizlere daha açık anlatabilir total mesafeler ve kıyaslamalar değil. 

 

2022 yılı içerisinde yayınlanan bir çalışmada, Bundesliga’da 2 yıl boyunca 612 maçı analiz eden bir grup araştırmacı, ligde başarılı olan takımların fiziksel özelliklerinden çok teknik özelliklerinin daha ön plana çıktığını rapor ediyor. Yani bu çalışma bize Bayern Münih’in fiziksel performansından daha çok topa sahip olma yüzdesi, başarılı pasları vb. özelliklerinin, fiziksel özelliklerden daha ön planda olduğunu söylüyor. Bayern Münih’i örnek veriyorum çünkü yıllardır ligi domine eden tek takım. Diğer taraftan, Manchester City’nin de kat ettiği mesafeleri ele alırsak benzer şeylerden bahsedebiliriz. Şampiyonlar liginde 70 dakika topun oyunda kaldığı maçlarda Manchester City’nin 105 km koştuğunu gördüğümüz için bu tarz çalışmalar bizi ikna edebiliyor. Aslında çalışmalar bize şunu anlatmaya çalışıyor, büyük takımların toplamda kat ettiği mesafelere konsantre olmaktan ziyade topa sahip oldukları süre, o sürelerdeki etkili aksiyonları ve müsabakanın peak periyotlarında kat edilen mesafelerdeki fiziksel tepkilerine odaklanmalıyız.

 

Peak periyot nedir?
Peak periyot müsabakanın en önemli  periyodu çünkü müsabakanın sonucuna etki eden bir periyot. Birçok gol girişimleri müsabakanın bu periyodunda meydana geliyor. Bu konuyla ilgili son zamanlarda sayısız çalışma var ve okudukça yeni yeni noktalara odaklanmamıza neden olan çalışmalar. Israrla çalışmaları okumanızı öneriyorum. Peak periyot, 90 dakikalık müsabakanın 5 dakikalık parçalarında en yüksek mesafenin kat edildiği periyot olarak adlandırılıyor. Siz isterseniz peak periyodu 3 dakika olarak da ele alabilirsiniz çünkü bazı çalışmalar 3 dakikayı da dikkate alıyor ancak isterseniz benim gibi 5 dakikayı da ele alabilirsiniz çünkü 3 dakikalık periyot bize doğru yorumlama fırsatı vermeyebilir. Ayrıca odaklanmamız gereken diğer bir bölüm de peak periyottan sonraki ilk 5 dakikalık periyot. Eğer peakten sonraki 5 dakikalık yeni periyotta kat edilen mesafelerde anlamlı bir kırılma varsa, bu bize fiziksel performans perspektifinde toplam mesafe ve rakip kıyaslamasından daha açık bir yol gösterebilir. Mesela, takım olarak peak bölümde total mesafede ortalama 750 metre mesafe kat ederken peakten sonraki ilk 5 dakikada 400 metrelere doğru gerilemeler görülüyorsa kafamızda soru işaretleri oluşabilir. Tabi ki müsabakanın hikayesine de bakmak gerekiyor, sakatlık veya diğer değişkenleri de dikkate almalıyız. 
 

 

Kat edilen mesafelerle ilgili daha fazla yazmak istiyorum. Bir sonraki yazı için şimdiden konu belirlemeden yeni çalışmalar, spontane haberler ışığında görüşmek üzere. 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir