Merhaba,
Türkiye’deki futbol ortamına katkı sağlamak için böyle bir blog açma gereği hissettim. Yaptığım okumaların önemli noktalarını kendime saklamayı doğru bulmuyorum. Çevremiz ne kadar gelişirse biz de o kadar etkili çalışabilir, futbolcuyu geliştirerek oyunu pozitif anlamda etkileyebiliriz.
Bugün kat edilen mesafelerle ilgili bazı görüşlerimi sizleri sıkmadan kısaca paylaşmak istiyorum.
Biliyorsunuz kat edilen mesafeler günümüzde trend konu olarak karşımıza çıkıyor. Teknik ekipler kendi liginde ya da başka bir ligde kat edilen mesafeleri merak ederek veri ediniyor ve kıyaslama yapıyor, ancak detayları bilmek ve teknik direktörü doğru yönlendirmek fark yaratacak en önemli unsur. Doğru yönlendirme yapılmadığı taktirde, takımın fiziksel olarak çok iyi seviyelerde olduğu düşünülerek antrenman dozajı düşürülebilir, yahut kötü olduğu düşünülerek de antrenman dozajı arttırılabilir. Bunun istenmeyen sonuçlar oluşturmaması için teknik adamlar ve yardımcılarını ‘’spor bilimi’’ noktasında doğru yönlendirmek çok önemli.
Müsabaka bitince 120 km mesafe kat eden bir takımın fiziksel anlamda çok iyi olduğu düşünülebiliyor, fakat bu her zaman doğru bir gösterge olmayabilir. Çünkü kat edilen mesafeler bir performans göstergesinden ziyade istatistiktir. Rakibe, formasyona, pozisyona, oyunun stresine, gidişatına ve bireysel özelliklere göre değişkenlik gösterir. Mesela, bugun 120 km koşan bir takım 1 hafta sonra 105 km koşabiliyor, oysaki 1 haftalık süreçte anlamlı bir gerilemenin olması kondisyonel olarak açıklanamaz çünkü biz müsabaka süresince bir noktadan bir noktaya hedef belirleyerek mesafe kat etmiyoruz ki kıyaslama yapabilelim. Örneğin Istanbul’dan Kuala Lumpur’a uçan bir uçağın uçuş koridoru, ortalama hızı bellidir ve ona göre hareket eder, futbolda ise ne koridor, ne ortalama hız ne de hedef gibi değişkenler bellidir. Oyunun senaryosu bir çok şeyi belirler. Kısaca kat edilen mesafeler bizim performansımızı tam anlamıyla test edemez. Biz 120 km koşuyoruz diyerek fiziksel olarak hazır oldugumuzu iddaa edemeyiz çünkü biliyoruz ki bu mesafelerin temelinde oyuncunun genetik yapısı çok etkilidir. Bir oyuncu 12 km koşuyor ama nasıl koşuyor, aksiyonlar arası hızlı toparlanabiliyor mu yoksa mesafe kat etmesine ragmen sürekli yumuşak doku sakatlığı mı yaşıyor gibi birçok faktör üzerinde beyin jimnastiği yapmak gerekir.
Bu yazıda ayrıca müsabaka performansında ‘’pozisyona’’ değinmek istiyorum.
Müsabaka performansında ‘’pozisyon’’ en önemli performans belirleyicisidir. Dr. Paul S Bradley’in Football Decoded kitabında pozisyonlarla ilgili birçok örnekten bir tanesinde stoper pozisyonunda oynayan oyuncuların bek pozisyonuna kaydırılması sonucu fiziksel performans olarak yeterli düzeyde ihtiyaçları karşılayamadığının rapor edildiğini gördük. Yani biz takim olarak kondisyonel anlamda hazır olduğumuzu düşünsek de, aslında pozisyonel olarak bazı degisikliklere hazır olmadığımızı, pozisyon değişikliklerinde gördük. Çünkü müsabakada her pozisyonun kendi ihtiyaçları var. Kısacası toplam mesafede, yüksek hızda, sprintte ve diğer parametrelerde hepiniz şu rakamı yakalayacaksınız diyemiyoruz çünkü oyun bunu kabul etmiyor.
Çalıştığım kulüplerden Dr. Paul’un referansına katkı saglayacak olursam, hangi oyuncuyu stoperden bek pozisyonuna kaydırdıysak, ya oyuncu bek pozisyonunda oynamak istemiyordu ya da kendini bilerek pozisyonun fiziksel olarak ağır geldiğini açıkça ifade ediyordu. Haklıydı da. Çünkü referansta da belirtildiği üzere, stoper ile bek oyuncusunun müsabakadaki aksiyonları farklılık gösterir. Bek oyuncusunun uzun mesafede ve tekrarlı bir şekilde yüksek hızlı koşu ve sprint atması gerekirken, stoper oyuncusu çizmiş olduğu bir alanda orta seviyede pozitif ve negatif ivmelenmeleri tekrarlı olmayan bir şekilde yapar. Kısaca iki pozisyon arasında dakika içerisinde yapılan aksiyonlar noktasında hem nitelik hem de nicelik olarak anlamlı farklar vardır.
Bir diger taraftan da pozisyonel degisiklikler sonrası anlamlı performans gerilemeleri, toparlanma güçlügü ve kas sakatlıklarının da düşünülmesi gerektiginin altını çizmemiz gerekir. Bu oyuncu neden istediğimizi veremiyor sorusunu sorabilirsiniz? Neden bu hale geldi acaba diyebilir ve çözüm yolu arayabilirsiniz. Sebeplerden biri pozisyon ve pozisyonun fiziksel ihtiyaçları olabilir.
Sonuç olarak, müsabaka bittiğinde aldığımız verileri, detayları düşünmeden yorumlamamak gerekir. Pozisyonel detaylar doğru yorumlamada önem arz ediyor, çünkü stoper ile bek, orta saha ile kanat oyuncusunun ya da diger pozisyonların aksiyonları her maçta oyunun hikayesine bakılmaksızın farklılık gösterir. Ona göre bir degerlendirme yapılması daha saglıklı olacaktır.
Görüşmek üzere.